Terimin kökeni, Amerikalı sosyologların izleyicilerin ekrandaki kişiliklerle "parasosyal" ilişkiler kurduğunu gözlemlediği 1956 yılına dayanıyor. Genel Yayın Yönetmeni Colin McIntosh, son zamanlarda "bir kişi ile ünlü biri gibi bir kişi olmayan kişi arasındaki bir tür ilişkiyi" tanımlamak için kullanıldığını söyledi.
"Parasosyal", Cambridge Sözlüğü'nün yılın kelimesidir ve kişinin tanımadığı ünlü biriyle arasında hissettiği ilişki olarak tanımlanır. Bu olguyu kapsayan bir örnek, şarkıcı Taylor Swift ve Amerikan futbolu oyuncusu Travis Kelce'nin nişanlandıklarını duyurduğunda hayranların gösterdiği parasosyal ilgidir.
Terimin kökeni, Amerikalı sosyologların televizyon izleyicilerinin ekrandaki kişiliklerle "parasosyal" ilişkiler kurduğunu gözlemlediği 1956 yılına dayanıyor.
Genel Yayın Yönetmeni Colin McIntosh, bu terimin son zamanlarda "bir kişi ile bir kişi olmayan, örneğin bir ünlü arasındaki bir tür ilişkiyi" tanımlamak için kullanıldığını söyledi.
"Aslında akademik bir kelime olarak ortaya çıktı ve uzun süre akademik alanda kaldı. Ancak yakın zamanda günlük dile de yansıdı ve sosyal medyanın etkisiyle ortaya çıkan kelimelerden biri oldu," dedi.

Sözlükte verilen diğer örnekler arasında; Lily Allen'ın aşk hayatına yönelik parasosyal bir ilgiye yol açan çıkış albümü "West End Girl" ve Yapay Zeka robotlarıyla parasosyal ilişkilerin aciliyeti yer alıyor. Bu ilişkilerde, insanların robotlara muhatap, arkadaş veya hatta romantik partner gibi davranması konu ediliyor.

Podcast sunucularının anlatısal yapısının, gerçek hayattaki arkadaşların yerini aldığı ve parasosyal ilişkileri beslediği söyleniyor. YouTube fenomeni "IShowSpeed"in sadık bir hayranını "1 numaralı parasosyal" olarak engellemesinin ardından sözlükte bu kelime için yapılan aramalarda bir artış görüldü.
Kelime ilk olarak Chicago Üniversitesi sosyologları Donald Horton ve Richard Wohl tarafından ortaya atıldı. Wohl, izleyicilerin televizyon karakterleriyle, aileleri ve gerçek arkadaşlarıyla kurdukları ilişkilere benzer "parasosyal" ilişkiler kurduklarını gözlemlemişlerdi.
Çok hızlı yayılan televizyon ortamının, oyuncuların yüzlerini doğrudan izleyicilerin evlerine taşıdığını, onları insanların hayatlarının birer enstalasyonu gibi gösterdiğini fark ettiler.
Editör Jessica Rundell, "İyi bir kelimenin ne olduğunu, kötü bir kelimenin ne olduğunu ve geçerli olup olmadığını yargılayan biz değiliz; sadece zaman testinden geçmesi gerekiyor ve insanlar onu her yerde kullanıyor," dedi.
Cambridge Sözlüğüne giren yeni kelimeler: "skibidi", "delulu" ve "tradwife".